Dernek ve vakıf haberleri »

Dernek ve vakıf haberleri Category

TMMOB den Bildiri


Halkımızda şaşkınlık, sermayede sevinç var. Kötüye giden sektörlerinde biriktirdiklerini, enerji yatırımında değerlendirecek olan, amaçlarının insan ve canlıların ihtiyacının karşılanması değil sadece değişim değerlerinin üretilmesini amaçlayan sermayenin sevinci var. Temel sorun kapitalizmin üretim değeridir, üretimin değişen değerleridir.

BASINA VE KAMUOYUNA

SU, HAYATIN TEMEL UNSURU OLARAK, DEVREDİLEMEZ BİR İNSAN VE DOĞA HAKKIDIR.

SU VARLIĞININ KULLANIMINDA ÖNCELİK TÜM CANLILARA, İNSANLARA VE EKOSİSTEMİN KORUNMASINA VERİLMELİDİR.

22 Mart Dünya Su Günü‘nde su politikalarının tekrar gözden geçirilmesi ve yöneticilerin en asli görevinin, ülke halkının temiz suya erişimini sağlamak ve su kaynaklarının doğru kullanımını sağlamak olduğu şiarı ile seslenmek istiyoruz.

Hepimiz biliyoruz ki bu gün tüm dünyada su rejimleri ve politikaları ile ilgili strateji savaşları yapılıyor.

Suyun ticarileşmesi ve bir meta halinde arza sunulması için Dünya Su Forumları düzenleniyor.

İlk kez 1972‘de kurulan ve ” ULUSLARARASI İÇME SUYU ARZI VE HİJYEN KOŞULLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ ” gibi bir niyetle lanse edilen IWRA (Uluslararası Su Kaynakları Birliği) ile başlanan süreçte uluslararası olarak tanıtımı yapılan kuruluş, merkezi ABD‘de, devletler üzerinden değil şirketler üzerinden işleyen bir yapı ile karşımıza çıkıyor.

1980 yılı Birleşmiş Milletler‘in “Uluslararası İçme Suyu Arzı ve Hijyen Koşullarının İyileştirilmesi” hedefine odaklanma kararı aldığı yıllar ve bu kez karşımızda WWF-Dünya Su Forum‘u ile birlikte uluslararası kuruluşların başında ise WWC-Dünya Su Konseyi çıkıyor. Söz konusu tarihlerde, henüz ortak kullanıma konu olan “SU VARLIĞI” için bu tarihten itibaren doğrudan kapitalist piyasa ekonomisini çağrıştıran “arz” sözcüğü suyun metalaştırılma sürecinin başladığının ilk işaretlerini veriyor.

Aslında değişim sürecine bakıldığında suyun ticarileşmesinin ilk sürecinin Dünya Su Konseyi ya da Forumu ile başlamadığı görülmektedir. 18.ve 19.yy.da Avrupa‘da şirketlerin devlet elinden doğal kaynakları alıp, suyu para ile dağıttıkları ortadayken ülkemiz tarihine bakıldığında da aynı senaryonun oynandığını biliyoruz. 19.yy.da Osmanlı, İstanbul‘da suyumuzun dağıtım işini Fransız ve İngiliz şirketlere veriyor. Ve arkasından muazzam zamlar geliyor. Halk yaşam hakkı mücadelesi veriyor.

Bugün; yaşananlardan ders alma zamanıdır.

Bugün; suyumuzun kullanım hakkı sözleşmeleri yapılırken, halkı hangi darboğaza attığınızın bilinmesi zamanıdır. Tarih bize, tüm varlıklarımız üzerinde bağımsız karar alma, halka hizmetin birincil görevinin her alanda bağımsızlık olduğunu kanıtlamıştır.

Bugün bozulan ezberlere geri dönmek, halka yapılan bir ihanettir.

Bugün ülkemizde neler yapılıyor? Bu gün ülkemizde akarsularımız “Su Kullanım Hakkı Sözleşmeleri” ile satılıyor. Bu sözleşmeler, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun ve buna istinaden çıkarılan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde halen piyasada faaliyet gösteren veya gösterecek olan tüzel kişiler tarafından hidroelektrik enerji üretim tesisleri kurulması ve işletilmesine ilişkin üretim lisansları için DSİ ve tüzel kişiler arasında imza ve satış sürecidir. “Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetlerinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile DSİ Genel Müdürlüğü şirketlerle ” Su Kullanım Hakkı Sözleşmesi” imzalıyor ve akarsular özel şirketlere “TAHSİS” ediliyor.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, özel sektörün söz konusu anlaşma ile 1461 hidroelektrik santralı için başvuru yaptığını, bu sayede “boşa akan sulardan” yılda 65 milyar kilovat/saat enerji ve yıllık 58 milyar dolar gelir elde edileceğini söylüyor ve Türkiye genelinde özel sektör tarafından yürütülen 61 adet santralin (HES) temelini atıyor.

BAKANIN AÇIKLAMALARINDA DOLAR VAR, SULARIN BOŞA AKTIĞI BİLGİSİ VAR AMA EKOSİSTEM YOK, EKOLOJİK YAŞAMDA NELER OLUYOR YOK, AKARSULAR ÖZELLEŞTİĞİNDE YÖRE HALKI NASIL ETKİLENECEK YOK, TARIMSAL SU GEREKSİNİMİ İÇİN NE YAPILACAK YOK…

Aslında tek gerçek var. Yeni ve büyük bir talan alanı keşfetmiş olmak…

Halkımızda şaşkınlık, sermayede sevinç var. Kötüye giden sektörlerinde biriktirdiklerini, enerji yatırımında değerlendirecek olan, amaçlarının insan ve canlıların ihtiyacının karşılanması değil sadece değişim değerlerinin üretilmesini amaçlayan sermayenin sevinci var. Temel sorun kapitalizmin üretim değeridir, üretimin değişen değerleridir.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası olarak; 22 Mart Dünya Su Günü‘nde hem ülkemiz hem de dünyada su kıtlığı ile ilgili mücadele veren halkların yanında, su varlığının sermayenin değil yaşamın, canlıların ve insanlığın kullanım hakkı sözleşmelerinin yapılacağı ve kabul edileceğe güne kadar mücadele edeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız.

Saygılarımızla.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası

Yönetim Kurulu

Ankara Kızılcahamam Hatıra Ormanı


Ankara Kızılcahamam Hatıra Ormanı
Kategorisi: Hatıra Ormanı Projeleri
Kodu: ORM.A1.01
Durumu: Devam
Bölge: ANKARA
Dönemi: 1994-1994
Destekçiler: Yapı Kredi Bankası

Ankara İli Kızılcahamam İlçesi sınırları içerisinde bulunan 2.5 hektarlık hatıra ormanı proje sahasında, ülkemizdeki insanların fidan dikme sevgisiyle erozyona, orman yangınlarına karşı duyarlı hale getirilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığı ile işbirliği yaparak orman alanlarının genişletilmesi, küresel ısınmanın azaltılabilmesi için karbondioksitin tutulabileceği ağaçlandırmaların yapılması, çevreye karşı kişisel ve kurumsal sorumlulukların yerine getirilmesi ve erozyonun önlenmesi amacıyla Yapı Kredi Bankası’nın katkıları ile toplam 4.210 adet fidan dikilmiştir.

Proje sahası 1994 yılında tamamlanmış olup, vakfımızca düzenli olarak saha kontrolleri yapılmaktadır.

Artvin Camili Bölgesi Tema Kapsamında


Artvin Camili bölgesi ülkemizde bulunan ve küresel miras olarak ayrılan 4 önemli korunan alandan biridir. Kafkasya Karışık Ilıman Yağmur Ormanı ve Yüksek Alpin Çayırlardan oluşan bölge biyogenetik bir rezerv alanıdır. Tabiatı Koruma Alanı olarak ilan edilmiş bölgede yaşayan halk geçimlerini temin etmek amacıyla çevresindeki doğal kaynakları kullanmakta ve yer yer zarar verebilmektedir. Bu zararları azaltmak ve bu önemli küresel mirası korumak amacıyla Orman Bakanlığı tarafından bölgede başlatılan GEF II çalışmalarıyla paralel olarak TEMA Vakfı da bölgede bu çalışmalara katkı koymak amacıyla Camili Doğal Varlıkları Koruma Projesini başlatmıştır.

Yapılan ön çalışmalar neticesinde Camili bölgesinde, ülkemizde saf Kafkas arı ırkının (Apis melifera caucasica) melezlenmeden kalabildiği tek yer olduğu tespit edilmiş, bölgenin yeryüzü şekilleri, zengin florası ve kültürü ile ekoturizm için önemli fırsatlar barındırdığı görülmüştür.

Proje kapsamında yerel halka alternatif gelir kaynaklarını ve içerisinde yaşadıkları zenginliği tanıtarak koruma bilinci oluşturmak amacıyla eğitim çalışmaları yapılmış, saf Kafkas ana arı üretimi yaptırılarak kurulan Macahel Arıcılık A.Ş. aracılığıyla ana arı pazarlanmasına başlanmıştır.
Bölgeye 2001 yılında ilk deneme turları düzenlenerek başarı sağlanmıştır. 2002 yılında ise Biyotematur isimli bir seyahat acentesi kurularak profesyonel anlamda turlar düzenlenmeye başlanmıştır. Köy evleri, orman evleri ve yayla evleri rehabilite edilerek veya yapılarak konaklama yerleri hazırlanmıştır. Ayrıca Merkez köy Camilide 40 kişilik konaklama kapasiteli Eğitim ve Araştırma Merkezi inşa edildi ve hizmete açılmıştır.

Ayrıca bölgede yerel meyve türleri üzerinde çalışmalar yürütülmektedir.

İşimiz Kopenhag’da bitmedi!


İstanbul, Türkiye — Kopenhag iklim zirvesinin haftasonu hayal kırıklığıyla bitmesinin ardından, Greenpeace tarihi Galata Kulesi’nin üzerine Türkçe, Arapca, İbranice ve İngilizce olmak üzere dört dilde ‘Kopenhag: İşimiz bitmedi!’ mesajını projeksiyonla yansıttı.
Greenpeace bu eylemiyle Kopenhag sürecini tıkayan büyük devletlerin yanı sıra, Ortadoğu liderlerini de çok geç kalmadan daha güçlü ve yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşmayla iklim değişikliğini engellemeye çağırdı.
Kopenhag anlaşması büyük ülke liderleri tarafından durumu kurtarmak için ileri bir adım olarak nitelendirildi. Halbuki kaçırılmış tarihi bir fırsat olmasının yanı sıra, Taraflar Konferansı tarafından yasal olarak kabul edilmediği için siyasi bir bildirgeden öte bir anlam taşımıyor. Gelişmiş ülkeler için ciddi salım azaltım hedeflerini içermiyor. Anlaşmanın baştan beri zayıf düşürülmesi için büyük çaba gösteren fosil yakıt sektörüne büyük ödünler veriyor.
Türk delegasyonu hiçbir salım azaltım hedefi koymadığı için zirveden zafer kazanmış gibi döndü. Artık Başbakan Erdoğan, kendi halkının geleceğine ne ölçüde önem verdiğini kanıtlamak için iklim politikalarını yakından izlemeye başlamalı. Türkiye perdenin ardında saklanan fil olmaktan bir çıkar sağlayamayacağını anlamalı.
Konferansın sonucunda kayda değer tek sonuç, gelişmekte olan ülkelere ormanlarını korumak, düşük karbon ekonomisine geçiş yapmak ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamak için yıllık 100 milyar dolara çıkan finansal yardım üzerinde anlaşılmış olması. Bunun gerçekleşmesi için yeni İklim Fonu Mekanizmaları kurulacak.
Ancak konferans yasal bağlayıcılığı olan bir hedef üzerinde anlaşılmadığı için, tarihin en büyük kaçırılmış fırsatı olma özelliğini koruyor. Adil, güçlü ve yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma için umutlar Meksika’ya kaldı.

TEMA ve TURMEPA El Ele Eğitim Projesi

“Küresel Isınma ve İklim Değişikliğine Karşı
TEMA ve TURMEPA El Ele Eğitim Projesi”
Küresel Isınma ve İklim Değişikliği’nin nedenleri, sonuçları ve alınabilecek önlemler konusunda halkı bilinçlendirmek amacıyla TEMA – TURMEPA el ele vererek Türkiye çapında bir “Mobil Eğitim Kampanyası” başlattı. “Geleceğimiz Erimesin” sloganıyla oluşturulan kampanya çerçevesinde desteklerinizle elde edilecek gelir ile eğitim çalışmaları gerçekleşecek. Karadan TEMA Vakfı’nın Mobil Eğitim Aracı, denizden de TURMEPA’nın Eğitim Teknesi ile yurt çapında eğitim çalışmaları düzenlenecek
Bu amaç doğrultusunda katılımcılarda aşağıdaki bilinç oluşumu ve davranışsal değişimler beklenmektedir;

• Küresel Isınma ve İklim Değişikliği hakkında bilinçlenme.
• Küresel Isınma ve İklim Değişikliğinin önlenmesi ve etkilerinin azaltılmasında; ormanlar, meralar, tarım alanları ve biyolojik çeşitliliğin korunması için alınabilecek önlemlere yönelik bilinçlenme.
• Toprak erozyonu, çölleşme, ormansızlaşma ve bitki örtüsünün kaybı ile Küresel Isınma ve İklim Değişikliği arasındaki ilişkileri kavrama.
• Denizlerin ve göllerin korunmasının Küresel Isınma ve İklim Değişikliğini önlemesine yönelik katkıları konusunda bilinçlenme.
• Yaptıkları eylemlerin ekolojik sonuçlarının farkına varan ve bunu yaşam tarzlarında yansıtan ekolojik okur -yazar bireyler oluşturmak.

Proje eğitimleri için TEMA Vakfı toplanan yardımlarla 40-50 kişi kapasiteli ve enerjisini güneş ve rüzgârdan sağlayan bir gezici derslik (dorse), TURMEPA ise bir 25-30 kişilik eğitim teknesi yaptıracaktır. Eğitim Türkiye çapında bu araçlarda gerçekleştirilecektir.
AVEA, TURKCELL veya VODAFONE hatlarından 4014’e SMS atabilir, kampanya hesap numaralarına para yatırabilir veya aşağıdaki bölümden kredi kartınızla ödeme yaparak kampanyaya katılabilirsiniz.