Dernek ve vakıf haberleri »

Frenk inciri


Ege’ye doğru indikçe farklı bir meyve karşımıza çıkar. Çevresindeki dikenler ona dokunmanıza izin vermez. Canımızı acıtsada Frenk İnciri’nin lezzeti her türlü zahmete değer yani onu seven dikenine katlanır…
Özellikle Ege Bölgesi’nin yol kenarlarında sıklıkla rastlanan bir bitkidir. Sivri dikenleri yüzünden biraz ürkütücü görünse de, etli yapraklarının üzerindeki meyveleri iştahınızı iyice kabartır.
Bilimsel adı Opuntia ficus indica’ dır. Frenk yabancı, Ficus ise incir ağacının ailesine verilen isimdir.
Ünlü botanikçi Plineus, Hindistan’ın Opuns bölgesinde yetişen ve meyvesi yenen bitkiye bu ismi vermiştir. Ülkemize çok uzaklardan gelmiştir. Kökeni ile ilgili çeşitli iddialar vardır. Avrupalılar ana vatanının Fas olduğunu düşünsede, dünyanın çeşitli bölgelerine Güney Amerika’dan yayıldığını düşünen botanikçiler de vardır.
Frenk İnciri’nin Avrupa Kıtası’nda ilk çiçek verdiği yıl 1618, yer ise Fransa’nın Strasbourg kentidir. Frenk İnciri’nin serüvenide keşiflerle başlamıştır. Çok sayıda botanikçi gemi kaptanının şeref konuğu olmuştur. Bu gemi kaptanları, binlerce bitki türünün çelik ve tohumları gibi Frenk İnciri’ni de beraberlerinde getirmişler ve böylece dünyaya yayılmasını sağlamışlardır. Fren İnciri çabuk büyür; gelişir ve yaprak çelikleri kısa sürede kalın ve güçlü gövdelere dönüşür. C vitamini deposudur. Ağustos ayında olgunlaşan egzotik görünüşlü kavuniçi meyvelerinin soğuk yenmesi gerekir ve bu yüzden buz içinde satılır. Dikenli bir bitki olduğu, hem enine hemde boyuna uzadığı için duvar kenarlarına dikilmesi iyi olur. Çit bitkisi olarak da kullanılabilir. Dikenlerinden dolayı bahçeyi koruma görevide yapar.
Büyüdükçe aldığı heykelsi biçim bahçelere çok yakışır. Kuraklaşan bahçelerde rahatlıkla kullanılabilecek bir bitkidir. Kuruyan bölgeleri budayabilir ve güzel şekiller verilebilirsiniz. Frenk İnciri enine ve boyuna yönlendirilebilir.
Frenk İnciri’ni çoğaltmak içinse:
- Enli ve sağlıklı bir yaprap ek yerinden özenle kesilir.
- Birkaç gün güneş almayan bir yerde yaranın kapanması beklenir.
- Doğrudan kum ya da kum ve üretim torfuna dikilir.
- İlk sulama dikimden bir hafta sonra yapılır. Daha sonra ara ara sulanır.
- Köklendikten sonra istenen bölgeye geçirilir.

Bitki Korumada Biyolojik Mücadele


BİYOLOJİK MÜCADELE NEDİR?
Zararlı böceklerin yaptığı zararları durdurmak veya azaltmak için onların doğal düşmanlarını doğada artıracak şekilde yapılan işlemlere denilmektedir. Zararlı böceklerin doğada mevcut doğal düşmanların yardımıyla ekonomik zarar düzeyinin altında tutulması işlemine biyolojik mücadele denmektedir. Biyolojik mücadelede hedef ilaçlı mücadelede olduğu gibi, zararlıları tümüyle yok etmek değildir. Biyolojik mücadelede, zararlı yoğunluğu ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmakta, böylece söz konusu zararlıların doğal düşmanlarının doğada sürekliliğinin sağlanması hedef alınmaktadır.
Doğal düşmanları üç grupta toplayabiliriz:
1) Predatör Böcekler
Hayatı boyunca serbest olarak yaşayan, avını yiyerek veya vücut sıvısını emerek öldüren, çoğunlukla avından büyük boyda olan ve gelişmesini tamamlayabilmesi için birden fazla ava ihtiyacı olan organizmalardır.

Şekil 1. Beyaz sinek predatörü.

Şekil 2. Turunçgil Unlu Bitinin predatörü.

2) Parazit Böcekler
Yumurtasını konukçusunun içine veya üzerine bırakarak gelişmesini tamamlayıp, konukçusunu öldüren ve ergin oluncaya kadar, yalnız bir tek konukçuya ihtiyaç gösteren organizmalardır.

Şekil 3. Beyaz sinek paraziti.

3) Entomopatojenler
Konukçularını hastalandırarak öldüren mikroorganizmalardır.

Şekil 4. Zararlıyı hastalandıran bir mikroorganizma.

Biyolojik mücadele programlarının hazırlanabileceği bölgelerdeki kültür bitkilerindeki tüm zararlıların ve bu zararlıların doğal düşmanlarının saptanması gerekmektedir. Söz konusu doğal düşmanların birbirleriyle ilgilerinin çok iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca bu doğal düşmanların konukçularına hangi şartlarda ne oranda etkili olduklarının da ortaya konması gerekir.

Söz konusu bölgedeki zararlıları baskı altında tutacak doğal düşmanlar yok ise, aşağıdaki yöntemler uygulanabilir.

1. Doğal düşmanların bulundukları bölgelerden toplanarak konukçularının zarar yaptıkları yerlere salınması.
2. Doğal düşmanların üzerinde bulundukları konukçularıyla birlikte faydalının bulunmadığı bölgeye salınması.
3. Biyolojik mücadele etmenleri laboratuarda üretilerekkonukçularının zarar yaptığı bölgelere salınmasıdır.
4. Biyolojik mücadelesi planlanan zararlının yurt içinde etkili doğal düşmanları yok ise yurt dışında var olan etkili doğal düşmanların getirilip laboratuarda üretimleri gerçekleştirilerek biyolojik mücadelede kullanılır.

Biyolojik mücadeleyi olumsuz yönde etkileyen faktörler vardır. Bunlar:
1. İklim
2. Konukçu Uygunluğu
3. Karınca
4. Toz
5. Zararlı ve hastalıklara karşı kullanılan zirai ilaçlardır.