TMMOB den Bildiri
Halkımızda ÅŸaÅŸkınlık, sermayede sevinç var. Kötüye giden sektörlerinde biriktirdiklerini, enerji …

Peyzajın genel anlamına bakılacak olursa; manzara veya görünüm anlamına gelmektedir. Peyzaj kavramı çeşitli meslek gruplarının ilgi alanına girer. Bu meslek grupları tarım, orman, mimarlıklar, kent ve bölge planlanmacılığı, coğrafya, güzel sanatlar gibi ilgili meslek dallarıdır. Peyzaj, bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdikleri görünüştür.
Peyzaj, çevre içinde yer alan çeşitli karakterdeki doğal ve kültürel elemanların bir arada meydana getirdikleri görünüştür. Peyzaj, yeryüzünde ormanın, tarım alanının, yerleşim alanının kapsadığı görünümdür. Peyzaj, gerek bireysel, gerekse toplum olarak insan ve doğa arasındaki karşılıklı etki sonucunda gelişen ve değişme gösteren bir kavramdır.
Amacı
Peyzajın yapılmasıyla, çevrenin süs bitkileriyle bezenmesinin ötesinde gerçek bir gereksinim olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Kentsel ve kırsal alanlarda, doğal peyzaj alanlarının, güzellik ve niteliğini koruyarak sürekliliğini sağlamak, insanlar için kültürel, işlevsel ve estetik yaşama ortamı yaratılması amaçlanmaktadır. Peyzaj planlama, insanlar için en iyi arazi kullanım yollarının bulunmasına ve oluşturulmasına yardımcı
olmaktadır.
Peyzaj planlaması sonucu gerçekleştirilecek olan yaşama ortamı; bir amaca hizmet etmeli, bir işlevi (yararı) olmalı, bunun yanı sıra estetik ve ekonomik olmalıdır.
Peyzajın Sınıfları
Peyzaj çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Genel olarak peyzajın doğal ve kültürel olmak üzere iki çeşidi vardır.
a) DoÄŸal Peyzaj
Doğada kendiliğinden varolan obje ve özellikler ile doğal hayatın oluşturduğu bir sentezdir.
b) Kültürel Peyzaj
Doğadaki varlıkların veya objelerin insan eliyle değişmiş, oluşturulmuş ve hareketlenmiş olduğu yerler kültürel peyzajı oluşturur. Kültürel peyzaj da ortaya konulan kullanım durumuna göre isimlendirilir. Bunlar;
Kırsal Peyzaj
Tarım alanları, meyve-sebze bahçeleri, hayvancılık ve çiçekçilik işletmeleri, sulama tesisleri bu peyzaj sınıfı içine girer. İnsan hayatına çok iyi uyum sağlamış, sakin huzur sağlayan ve oyalayıcı bir yapıya sahiptir. Doğanın diğer varlıkları ile bir bütünlük yaratır.
Kentsel Peyzaj
Kentlerde nüfus artışı ve yoğun yapılaşma sonucu oluşan kitle, blok ve taş yığınlarının çevresi ile birlikte yarattığı bir peyzajdır. Kentsel peyzajın sürekliliği insanın doğayla olan ilişkisini keser. Kentsel peyzaj da insanı doğaya yakınlaştıran unsurlar olarak bağımsız ev bahçelerini, site bahçelerini, gezi yerlerini, meydanları, bulvarları, mezarlık gibi alanları görmekteyiz.
Endüstri Peyzajı
Gelişmiş ülkelerde sanayi tesislerinin, maden ocaklarının, endüstriyel diğer mekânların peyzajıdır. Burada oluşan çirkin görüntüleri kapatmak, çevre ve hava kirliliğini azaltmak için yapılan çalışmalardır.
Yol Peyzajı
Özellikle geniş karayollarının yapımı sırasında bozulan veya tahrip edilen doğal peyzajın yeniden düzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır.
Orman Peyzajı
Ormancılıkla ilgili faaliyetler sonucu doğmuş olan peyzaj tipidir.
Turistik Peyzaj
Turistik yerler, tatil köyleri, sahil siteleri, kent dışı sportif tesisler ve alanlar, sağlıkla ilgili tesisler ve kür yerleri, arkeolojik sanat eserleri ve çevrelerinin düzenlenmesi sonucu ortaya çıkan peyzaj tipidir.

Türkiye’nin Organik Üretim Merkezi olan İzmir, uluslararası nitelikte bir organik ürün fuarının temellerini atıyor. Türkiye’nin “organik üretim baÅŸkenti” olarak kabul edilen İzmir, organik ürünler fuarının da gerçekleÅŸtiÄŸi kent olacak. 6-9 Mayıs 2010 tarihleri arasında İzmir’de düzenlenecek Ekoloji İzmir Fuarı, ekonomik ve toplumsal yaÅŸamın yeni gözdesi, organik ürünlere iliÅŸkin geniÅŸ katılımlı ve uluslararası baÄŸlantılı bir ihtisas fuarı olarak organize edilecek.
Ekoloji İzmir Fuarı’nı Türkiye’nin en önemli fuarcılık kurumlarından biri olan İZFAÅž, iki önemli partnerle birlikte gerçekleÅŸtirecek.
Ekoloji İzmir, İstanbul’da 8 yıldır organik ürünler fuarı düzenlemekte olan ASDF Fuarcılık ve sektörün çatı örgütü ETO-Ekolojik Tarım Organizasyonu DerneÄŸi iÅŸbirliÄŸiyle yapılacak.
ETO Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Atila Ertem, ASDF Fuarcılık Müdürler Kurulu Üyesi Tufan Atalayman ve İZFAÅž Genel Müdürü DoÄŸan İşleyen düzenlenen basın toplantısında, 6 Mayıs 2010′da açılacak ve dört gün süreyle açık kalacak fuara iliÅŸkin bilgi verdi.
Fuara organik gıdanın yanısıra organik tekstil, organik temizlik, organik kozmetik, organik mobilya, organik dekorasyon, organik oyuncak ve kırtasiye ürünleri gibi farklı sektörlerde sertifikalı üretim yapan firmalar, sertifikasyon kuruluÅŸları, sektörel yayın ve derneklerin katılacağı açıklandı. Ekoloji İzmir’de hem ürünler, hem de yeni üretim yöntemleri paylaşılırken, ürün çeÅŸitliliÄŸinin artırılması ve yaygınlaÅŸtırılmasına da katkıda bulunulması planlanıyor.
Fuar ile baÅŸta Türk organik ürünler sektörü olmak üzere çevre ülkelerde faaliyet gösteren organik firmalarının dünya ekonomisinden daha fazla pay alması hedefleniyor. Bu amaçla, özellikle DoÄŸu Avrupa Ülkeleri, Orta Asya, Yakın ve Uzak DoÄŸu ile Kuzey Afrika’da fuar tanıtım çalışmaları yapılıyor.
TÜRK ORGANİK SEKTÖRÜNDE SON DURUM VE İZMİR’İN KONUMU
Organik sektörü, İzmir’in ve bölgenin, ihracat ve istihdam potansiyeli yüksek sektörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Dünya organik pazarının 40 milyar dolar seviyelerinde olduÄŸu tahmin edilirken; Türkiye 150 milyon dolar ihracat, 5 milyon dolar iç tüketim ile dikkat çekiyor. (2008 verileri) Her yıl yüzde 20 oranında büyüyen bir Pazar olan organik sektöründe Türkiye’nin birincil hedefi 2012 yılında 1 milyar dolar ihracat rakamına ulaÅŸmak.
İzmir’in merkez konumda bulunduÄŸu Ege Bölgesi, Türkiye Organik Ürün üretiminin yaklaşık %50’sini karşılıyor. Alan bazında bakıldığı bu oran yüzde 36.6 seviyesinde. Organik üretimle uÄŸraÅŸan çifçi oranında da Ege Bölgesi öncülüğünü sürdüyor. Organik üretimle uÄŸraÅŸan çiftçilerin % 34′ü Ege’de üretim yapıyor.
120 çeÅŸit organik ürün üretimiyle Türkiye rekorunu elinde bulunduran İzmir, tek başına organik üretim miktarının da %20’sini karşılıyor.
Türkiye’nin organik ürün ihracatındaki en önemli kalemlerini oluÅŸturan kuru üzüm ve incir de İzmir Bölgesi’nin ürünü olarak sertifikalandırılıyor. Sektörün kilit örgütleri, sertifikasyon kuruluÅŸları da merkez il olarak İzmir’i tercih etmiÅŸ durumdalar ve çalışmalarını İzmir’de sürdürüyorlar. Kente iliÅŸkin bir baÅŸka önemli nokta ise Avrupa BirliÄŸi desteÄŸiyle yürütülen “Ulusal Kümelenme Politikasının GerçekleÅŸtirilmesi Projesi” kapsamında “Organik Gıda Kümelenme Projesi”nin merkezi olarak İzmir’in seçilmiÅŸ olması.

BAHÇE NEDİR?
Çeşitli ağaç, ağaççık, yıllık, çok yıllık bitkilerin toplu olarak bulunduğu alanlara PARK, daha uygun bir deyişle BOTANiK PARKI diyoruz. Botanik parkının ormandan farkı var mıdır? Vardır elbette. Ormanın ürünlerinden (kereste, yakacak, meyve, yan ürünler, v.s.) yararlanırız. Oysa Botanik Parkı, sadece dinlenme, göz zevki gibi ideal yararlara ve amaçlara dönük ve ormana göre daha küçük bir alan kaplayan bir bitki topluluğudur. Bu alan belli bir mimari stiline göre düzenlenebileceği gibi, kendi zevkimize ve yörenin özelliklerine göre gelişi güzel de düzenlenebilir.
Bir botanik parkında, yerli (endemik), yabancı (egzotik) ağaçlar, ağaççıklar, çalılar, çiçekler, sarnıcı, örtücü bitkiler, çimler çimenler, havuzlar, göletler, yollar, alleler, pergolalar, korbeyler, platbantlar, kameriyeler, oturma, dinlenme mahalleri v.b. bulunur. Parklar kamunun yararlandığı, moral ve sağlık kaynağı ortak mahallerdir.
Eskiler baÄŸ-bahçe deyimini çok kullanırlardı. Günümüzde de bu deyimleri tekrarlar dururuz. BaÄŸ; bildiÄŸimiz üzüm kütüklerinin bulunduÄŸu bir tarım alanını ifade eder. Dilimize Farsça’dan gelmiÅŸ olup tarla, ekili yer, yemiÅŸ veren aÄŸaçların yetiÅŸtirildiÄŸi arazi parçası anlamına gelir. Sonra sonra özellikle üzüm bağı dar anlamına itelenmiÅŸtir. BAĞÇE ise küçük baÄŸ anlamındadır. Zamanla galatlaÅŸarak BAHÇE olmuÅŸtur. Etimolojik anlamı “küçük baÄŸ” ise de zamanımızda bir evin, bir okulun, bir kışlanın, bir sitenin, bir caminin, bir kilisenin v.b. binadan arta kalan kısmı olarak düşünülür. Bu kısım aÄŸaçlıklı olabileceÄŸi gibi, çiçeklik, sebzelik, meyvelik, hatta boÅŸ olabilir.
İnsanlar 5-6 bin yıl öncesinden baÅŸlamak üzere bu bahçeleri düzenli hale getirme çabasını sürdürmüşlerdir. M.Ö. 4000 Mısır, sonra İranlılar. Yunanlılar, Romalılar, Abbasiler … kendilerine özgü bir mimari anlayışla Bahçe Düzenlemeleri yapmışlardır. Rönesansla birlikte bahçe düzenlemeleri de atılım yapmış, Fransız, Alman, ingiliz stilleri ortaya çıkmış; diÄŸer yandan kendine özgü figürlerle Uzak DoÄŸu (Çin, Japon, Kore) stilleri geliÅŸmiÅŸ (Bu stillerde doÄŸa örnek alınır.)
Bu suretle bahçe düzenleme işi zamanla bir sanat, bir güzel sanat haline gelmiştir. Bahçe düzenlemesini planlayanlara BAHÇE MiMARi denilmiş. Zamanla bu elemanları yetiştiren okullar, fakülteler, akademiler açılmıştır.
PEYZAJ nedir?
Peyzaj bahçe düzenlemesinden farklı bir kavram mıdır? Yukarıda bahçe düzenleme işlemlerinin bir sanat dalı haline gelip disipline edildiğinde değinmiştik. Bahçe düzenlemesi bilimsel ve sanatsal olarak ele alınınca diğer branşlarda olduğu gibi genişlemeye, gelişmeye başlamıştır.
Mekan düzenlemesinin:
a- iç mekan düzenlemesi (Mimari)
b- Dış mekan düzenlemesi (Çevre)
şeklinde iki grupta ele alındığını biliyoruz.
Mimar bir binanın iç tasarımını yapar, projelendirir. Bir de binanın dışında kalan, bahçeler, yollar, duvarlar, havuzlar, setler, tesisler vb. vardır. Bunlar dış mekanlardır. Tasarımı için yapı bilgisi, estetik, statik, hidroloji, çizim tekniÄŸi, dendroloji gibi bir takım disipline edilmiÅŸ bilgilerin tasarımcıda toplanmış olması gerekir. iÅŸte bu ve benzeri bilgilerle donatılmış elemanların yaptığı dış mekan projelerine PEYZAJ diyoruz. (Aslında peyzaj sözcüğü manzara ya da daha doÄŸrusu kır manzarası, kır resmi anlamında, Fransızca’dan alınan resim ve fotoÄŸraf sanatına ait bir terimdir.) Uygulama alanı zamanla geniÅŸleyerek, bir bahçeden çok büyük, birçok bahçeleri, yerleÅŸim alanlarını, korulukları, kırsal alanları içine alacak kadar büyük doÄŸa parçalarının düzenlenmesinden, kent planlama branşına kadar dayanmıştır.
Özetlersek, dış mekan düzenlemesi geniÅŸ ve kapsamlı anlamda peyzaj bölümünü oluÅŸturur. Peyzaj iÅŸini meslek edinenlere “peyzajist”, “peyzajcı; Peyzaj iÅŸinin tasarımını, projelendirmesini yapan akademisyen elemanlara da “peyzaj mimarı” denilmektedir.
Bir peyzaj mimarının böyle bir proje yapabilmesi için, mimari bilgisinin dışında yukarıda da değindiğimiz gibi toprak, ekoloji, botanik, sistematik, tanı, sulama, hidroloji, dendroloji (Ağaç Bilgisi) gibi bilgilerle de donatılmış olması gereklidir. Bu bakımdan herhangi bir mimar peyzajcı olamayacağı gibi, her hangi bir orman mühendisi, ziraat mühendisi ya da botanikçi de peyzajcı olamaz Bunu özellikle vurgulamamızın nedeni, bugün pek çok kişinin peyzaj mimarı olarak ortaya çıkmasından duyulan rahatsızlıktır.
Üniversitelerimizde artık ülke ihtiyaçlarına yetecek kadar Peyzaj Mimarı yetiştirilmektedir, ister bahçe düzenleme olsun, ister çevre düzenleme olsun bunları mutlaka uzmanına yaptırmalıyız. Düşünün ki bugün yapılan ve uygulamaya başlanan projede 5-10-20 sene sonrasının durumları dikkate alınmaktadır. Konudan habersiz bazı ihtiyaç sahipleri, bahçesinin yıllar sonra kavuşacağı şekli, kompozisyonu hemen istemektedir. Bu mümkün değildir. Projede yer alan bir çam ağacı ancak 10-15 yıl sonra projede gösterilen bir mekanı kaplayabilecektir. Oysa bugün 4-5 yaşında ve boyu 1 m.den küçüktür. Onun yanında yer alan bir başka ağaç da belki 5 yıl sonra istenilen düzeye erişecektir.
Peyzaj Mimarı bunların ileriki yıllarda ne kadar boylanacağını, tepe tacı ile ne kadar mekan kaplayacağını, ne form alacağını; bu ağaç ve ağaççıkların, çalıların vs. birbiri ile nasıl uyum sağlayacağını bugünden görür ve projelendirir. Peyzaj Mimarlarına güvenmek ve beklemek zorundayız. Aksi halde bugünden zorlama ile ortaya çıkarılmaya çalışılan tablo şimdilik bizi tatmin etse de yarınlarda çok pişman olacağımız uyumsuz bir gelişme göstereceğinden hiç şüphemiz olmamalıdır.
Peki, bütün bu işleri, işlemleri ehline yapılamasının zorunluluğu karşısında biz kendi olanaklarımızla hiçbir şey yapamayacak mıyız? Örneğin kendi okulumuzun bahçesinin küçük bir bölümüne ağaçlar dikip, çiçekler ekemeyecek miyiz? Ya da evimizin örneğin 300-500 metrekarelik bir bahçe kısmında kendimiz hiçbir düzenleme yapamayacak mıyız?
Bu yazıların amacı zaten budur. Böyle küçük bir mekanda kendi kendimize neler yapabiliriz, nasıl yapabiliriz? Bunlara yanıt bulmaya çalışacağız Daha büyük mekanlarda da (Doktor gelinceye kadar ilk müdahale gibi) biz de bir takım işlemleri belki yapabiliriz. Ama çok dikkatli olmak zorunda olduğumuzu da unutmayarak. Zira bu yaptıklarımız bir süre sonra yanlış uygulandığı için ortadan kalkabilir.
Örneğin çirkin görünümlü bir alanı örtmek için ne yapacağımızı düşünürken, hiç aklımızda olmadığı ya da beklemediğimiz halde bir yerlerden dikilmek üzere fidanlar veya ağaççıklar geldi ve bunların hemen dikilme zorunluluğu doğdu, işte bu halde bekletmeden ve anlatmaya çalışacağımız bilgiler ve tekniklerle hemen uygun yerlere dikime geçebiliriz. Proje müellifi, sonra ya bunları dikkate alarak projesini düzenler (Röleve yaparak) ya da çok yanılma varsa yerlerini değiştirir.